NÂBÎ’NİN “SEYR ET” REDİFLİ GAZELİNDE SEYR Ü SÜLÛKMERTEBELERİNDEN İZLER
  
Yazarlar (1)
Dr. Öğr. Üyesi Gülcan ABBASOĞULLARI Kafkas Üniversitesi, Türkiye
Makale Türü Açık Erişim Özgün Makale (Ulusal alan endekslerinde (TR Dizin, ULAKBİM) yayınlanan tam makale)
Dergi Adı Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
Dergi ISSN 1307-5500
Dergi Tarandığı Indeksler TR DİZİN
Makale Dili Türkçe Basım Tarihi 07-2019
Cilt / Sayı / Sayfa – / 23 / 125–136 DOI 10.9775/kausbed.2019.008
Makale Linki https://www.kafkas.edu.tr/dosyalar/sobedergi/file/23_%20SAYI/08.pdf
Özet
“Seyr” kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup yürüme, hareket, yolculuk, gezme, izleme gibi anlamlara gelmektedir. Seyr ve sülûkün birbiri yerine kullanıldığı veya birlikte zikredildiği görülmekle beraber esasen seyrin, Hakk‟a ulaşma, sülûkun, ise seyre vasıl olmak için izlenmesi gereken yol olarak da tarif edildiğine rastlanılmaktadır. Tasavvufta seyrin mertebeleri olarak kullanımı tercih edilen Seyr İlâ‟llah (Allah‟a Seyr), Seyr Fi‟llah (Allah‟ta Seyr), Seyr Ani‟llah (Allah‟tan Seyr), Seyr-i fi‟l-Eşya‟nın (eşyanın hakikatine vakıf olmak) izleri ise Nâbî‟nin “seyr et” redifli gazelinde görülmektedir. Nâbî‟nin incelenen “seyr et” redifli gazeli, seyr ü sülûk mertebelerinin bir yansıması olarak düşünülebilir. Yedi beyitten oluşan gazelin ilk ve son beyti seyr fi‟llah, beşinci beyti seyr ani‟llah, geriye kalan beyitleri seyr ila‟llah mertebesinden izler taşımaktadır. Seyirler arasında Nâbî, vahdet, Allah‟ın isimleri, Hakk‟ı yarattıklarından yola çıkarak müşahede etmek, eşyanın zahir ve batın görünüşleri, insanın yaratılışı ve bu yaratılışın sürekliliği yani bedeni seyri, Allah‟tan gelen varlıkların tekrar ona dönüşü, ömrün tükenişi, zamanın hızla geçip gitmesi ve ilahi takdir (rıza) hususlarından bahsetmektedir.
Anahtar Kelimeler